Geleceğe Gelenekle Yürümek

27 Mayıs 2014

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi’nde 21 Mayıs Çarşamba günü “Geleceğe Gelenekle Yürümek: Ekol Sistematiği” başlıklı bir konferans verildi.

Mülteka Luğat-u Dad Arapça Dil Topluluğu tarafından  organize edilen konferansa konuşmacı olarak Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Yunus Apaydın katıldı.

Konuşmasında fıkıhta dört önemli kırılma noktasının bulunduğunu ifade eden Pof. Dr. Apaydın, bunları şöyle sıraladı: “Birincisi, İslamiyetin ilk yılları ve dört halife döneminde dini ve siyasi anlamda otorite tek iken, Muaviye ile birlikte dini ve siyasi otoritenin birbirinden ayrıştırılmasıdır. Muaviye verdiği hutbesinde dini işleri âlimlere bıraktığını siyasi işleri ise kendilerinin halledeceğini söylemiştir. Bu ise Müslümanların ilk defa duydukları ve karşılaştıkları bir şeydi. İkinci kırılma noktası, Selçuklu ve Büveyhiler gibi birden fazla İslam devleti bulunduğu dönemde Abbasi halifesinin bu devlet tarafından manevi lider olarak görülmesidir. Üçüncüsü, Moğol istilasının İslam düşüncesi üzerinde oluşturduğu tesirlerdir. Bu tesirlerin neticesi olarak fıkıhta maslahat teorisi daha sık vurgulanmaya başlandı ve birçok şey de maslahat gereği meşrulaştırılmaya başlandı. Dördüncü kırılma noktası ise modern dönemde yaşananlardır. Bu dönemde birçok yeni ve İslam düşüncesine alternatif akımlar çıkmaya başladı. Müslümanlar ise bir sistem ve yöntem oluşturmak yerine blok olarak İslam’ı bunlara karşı çıkardılar. Söz gelimi liberalizm, kapitalizm ve sosyalizm gibi alternatif gibi görünen sistemlere karşı Müslümanlar yaşadıkları sıkıntıların sebebi olarak geleneksel düşünceyi gördüklerinden bu geleneği atlayıp doğrudan doğruya Kur’an’a ulaşmaya çalışmış ve İslam’ı blok olarak bu sistemlerin karşısına çıkarmışlardır. Mehmet Akif’in “ Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” beyti de bunu çok iyi izah etmektedir.”

İslam düşüncesinin son kırılma noktası ile birlikte geleneği bir kenara atmak yerine, gelenekte ortaya çıkmış olan mezheplerden hareketle yeni bir sistem ve ekol oluşturmak suretiyle modern dönemin ihtiyaçlarına cevap bulmanın mümkün olduğunu savunan Apaydın mezheplerin ve geleneğin Kur’an’ın temel manasını koruyan mahfaza olduğunu belirtti.  Apaydın sözlerini şöyle sürdürdü: “Her bir mezhepten bir şeyler alıp telfikçi bir şekilde meselelere çözüm üretmek mümkün olmayıp; bu telfikçi yaklaşım, mezheplerin kendi sistematikleri içinde ürettikleri fetvaların eylemleri meşrulaştırmanın bir aracı olarak kullanılması gibi gayr-ı ahlaki sonuçların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Günümüzde Müslümanların etik alanında yaşadıkları sıkıntılarının altındaki en büyük sebep de budur. Çünkü Kur’an ayetleri bütünsellikten uzak ve hadislerden bağımsız olarak ele alındığında ve mezheplerin fetvalarına bir sisteme bağlı olmaksızın telfikçi bir şekilde yaklaşıldığında meşrulaştırılamayacak hiçbir eylem yoktur. Dolayısıyla ekol sistematiği içinde nasslara yaklaşmak; söylenilenlerin rasyonel bir çerçeveye oturtulması, dinamik bir üretim zemini hazırlamak, insanlığa alternatif ve adil çözümler üretmek, savrulmaları engellemek ve günümüzde ahlaklı bir birey oluşturmak için son derece önemlidir.”

Yoğun bir ilgi gören konferansın ardından İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Mehmet Günay, Prof. Dr. H. Yunus Apaydın’a hediyelerini takdim etti.

27/05/2014 – HM

 

2 kez görüntülendi.
27 Mayıs 2014 - 10:23