Dünyada Modernleşme Deneyimleri Konuşuldu

18 Ekim 2018

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi’nin (SASGEM) düzenlediği Çarşamba Konferanslarının bu haftaki konuğu, Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Talip Küçükcan oldu.

SAÜ Hukuk Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen konferansta “Dünyada Modernleşme Deneyimleri” başlıklı konu ele alındı.

Modernleşme bütün yapıyı değiştirir

Modern toplum kavramının son birkaç yüzyıl içindeki değişimlerle ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Talip Küçükcan, “Modernizm düşüncesi, bir aydınlanma projesi olarak sürekli ve doğrusal bir ilerleme anlayışı üzerine oturmaktadır. Bu ilerlemenin, aydınlanma felsefesine göre belli bir amacı vardır; söz konusu amaç, ideal toplum düzeni olarak ifade edilmektedir. Bir ideal toplum düzenini varsaymak, aynı zamanda bir mutlak gerçek kavramını düşünce sistemine sokmak demektir. Ancak bu sürece sonra giren ülkelerde, modernleşme ‘değişmenin değişmesi’ yani hızlanması olup, sosyal ve kültürel yapının bütününü etkileyen, teknolojik, ekonomik ve çevresel değişimleri ifade etmektedir” şeklinde konuştu.

Modern toplumlarda dinin yok olacağına dair görüşlerin benimsendiğini ifade eden Prof. Dr. Küçükcan, “Avrupa’da yaşanan Rönesans, Reform hareketleri ile kilisenin halk nezdindeki etkisi azalmaya başlamış; din adamları, halk katındaki nüfuzlarını kaybetmeye başlamıştı. Bütün bunlara sanayi inkılâbı da eklenince insanlar daha fazla araştırmaya, sorgulamaya başlamış ve kendileri bilgiyi kaynağından öğrenmeye başlamışlardır. Bunların sonucunda modernleşme ve ilerleme ile dinin, toplumsal süreçlerden bütünüyle tasfiye edileceğine ve tümüyle maddi ve dünyevi bir yaşama biçiminin toplumların geleceğine hâkim olacağına inanılıyordu. Sekülerizm, modernleşme ile birlikte hem toplumsal hem de ferdi bilinç düzeyinde dinin gerileyeceğini ve zamanla yer küreden tamamen silinip gideceğini öngören bir ideolojidir” dedi.

Teknoloji, politikayı ve kültürü de etkiledi

Modern toplumlardaki ekonomik etkenler arasında en önemlisinin sanayi kapitalizmi olduğuna değinen Prof. Dr. Küçükcan, modern kapitalizmin daha önceden var olan üretim düzenlerinden kökten bir biçimde farklı olduğunu söyledi. Prof. Dr. Küçükcan, bunun nedenini ise şöyle açıkladı: “Çünkü kapitalizm, üretimin sürekli büyümesi ile servet birikiminin giderek artmasına yol açmaktadır. Geleneksel üretim düzenlerinde üretim düzeyleri, alışkanlığa dayanan geleneksel gereksinimlere bağlı olduğundan oldukça durağandır. Kapitalizm, üretim teknolojisinin sürekli olarak gözden geçirilmesini özendirir. Bu da bilimin giderek artan biçimde içerildiği bir süreçtir. Modern sanayinin yol açtığı teknolojik yenilik oranı, geçmişteki bütün ekonomik düzen biçimlerinde olduğundan çok daha yüksektir.”

Bilim ve teknolojinin insanları etkilediğini belirten Prof. Dr. Talip Küçükcan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bilim ve teknolojinin yaşama biçimlerimiz üzerinde gösterdiği etki, büyük ölçüde ekonomik etkenler tarafından yönlendirilir. Ancak bu etki, ekonomik alanın ötesine de geçmektedir. Bilim ve teknoloji, politik ve kültürel etkenleri hem etkiler hem de onlardan etkilenir. Bilimsel ve teknolojik gelişme ‘radyo, televizyon, cep telefonları ve internet gibi’ modern iletişim biçimlerinin yaratılmasına yardımcı olmuştur. Görmüş olduğumuz gibi elektronik iletişim biçimleri son yıllarda siyasette de değişmelere yol açmıştır. Televizyon ve internet gibi elektronik araçları kullanımımız, bizim dünya hakkında ne düşündüğümüz ve ne hissettiğimizi de biçimlendirir hâle gelmiştir.”

Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Talip Küçükcan’a konuşmasının ardından hediyesi takdim edildi.

18/10/2018 – BU

236 kez görüntülendi.
18 Ekim 2018 - 12:18