Diriliş Ertuğrul’un Kalitesi Beğeniliyor

05 Ocak 2016

“Diriliş Ertuğrul” dizisinin proje mimarlığını, senaristliğini ve yapımcılığını yürüten Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu Mehmet Bozdağ, Çerçeve Dergisi Kasım-Aralık sayısında samimi açıklamalarda bulundu.

“TRT1’nin sevilen dizisi Diriliş Ertuğrul’u yapımcılığını ve senaristliğini üstlenen Mehmet Bozdağ’dan dinledik.

Diriliş Ertuğrul’un proje mimarlığını, yapımcılığını ve senaristliğini yürü- ten Mehmet Bozdağ’la, yayınlandığı ilk bölümden itibaren izleyiciler tarafından ilgiyle takip edilen ve reyting rekorları kıran Diriliş Ertuğrul’u konuş- tuk. Söz konusu proje için ciddi oranda bütçe harcadıklarını ifade eden Bozdağ, dizinin ilgiyle takip edilmesini işin kalitesine bağladığını belirtti.

Türkiye’deki dizilerde, Osmanlı öncesindeki dönem ve Türklerin Anadolu’yu yurt edinişleri işlenmemişti, Diriliş Ertuğrul ile siz bu konuda bir ilki gerçekleştiriyorsunuz. Bu projenin nasıl doğduğunu bizlerle paylaşır mısınız?

Diriliş Ertuğrul’dan önce TRT bünyesinde bir Ertuğrul projesi yapılmak istenmiş; ancak başarılı olunamamış. TRT Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Eren ile bu konu üzerine konuşurken kendisine o döneme ilişkin bakış açımı anlattım. Ortak bir sinerji oluştu. Projenin genel konseptini belirleyip, hikayesini kaleme aldım ve beğenildi. Daha sonra Moğolistan’dan Gambat isimli bir çizer getirdim. Gambat, hikayesini yazdığım dünyanın görsel atmosferini kurguladı. Bir yandan da Diriliş Ertuğrul’un yönetmeni Metin Günay’la birlikte de fikir alışverişinde bulunuyorduk. Kendisiyle projenin hayata geçirilmesi esnasında hangi metodolojiyi kullanmamız gerektiği üzerinde durduk. Çünkü maalesef Türkiye’de özellikle de bizim sektörde bir şeyi hayal etmeniz yetmiyor. Hayalinizin matematik olarak sistemli bir hale getirilmesi ve uygulanabilirliği de çok önemli.

Çalışmalara ne zaman başlandı? Hazırlık aşaması nasıl geçti?

Proje çalışmalarına Aralık 2013’te başladık. Kısa denilebilecek bir zaman zarfında ön hazırlığımızı tamamladık. Tarihçi olmam hazırlık aşamasında benim için avantaj oldu. Daha önce 13. yüzyılla ilgili ciddi bir okuma sürecim olmuştu. Eğer bu olmasaydı iki-üç yıllık bir araştırma yapmamız gerekecekti; ama ben o dönemle ilgili bilgi birikimine sahiptim. Bunun avantajıyla hazırlık çalışmalarına başladık. Bu proje için ciddi bütçeler harcadık, hala da harcamaya devam ediyoruz. Özellikle aksiyon sahnelerinde önemli bütçe harcamaları gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de bu zamana kadar çekilmemiş sahneler çekildi. Bu sahneler sayesinde seyirci, diziye daha duygusal yaklaşıyor.

Oyunculara at binme, kılıç kullanma, ok atma dersleri verildiği, savaş malzemeleri ve aksesuarların hazırlanışı gibi detaylar var. Bu bağlamda projenin hazırlık aşamasından bahseder misiniz?

Projeye başlamadan nasıl bir dünya kuracağımız belliydi, diyebilirim. Görsel dünyayı kurguladıktan sonra bütün yaratıcı ekibi ortak bir hayalde buluşturduk. Ayrıca o süreçte oyuncu seçimleri, kostüm ve aksesuarların hazırlanması, oyuncuların projeye hazır hale getirilmesi için çalışmalarımızı tamamladık. Oyuncularımızın, ciddi bir hazırlık süreci oldu. Yeni başlayan oyuncularımız, ilk başta üç ay boyunca bir eğitim döneminden geçiyorlar. 13. yüzyılı en doğru şekilde resmedebilmek adına bu hazırlığı yapmak zorundayız. Çünkü seyircilerin oyunculara inanması gerekiyor. Bu nedenle buna çok önem verdik ve oyuncularımızın bu süreci en iyi şekilde tamamlamasını sağlamaya çalıştık.

Zorluklarla karşılaştınız mı?

Dünya genelinde 2 milyar dolarlık dizi satıyorsunuz; ama hala Türkiye’de bir sektör kurulabilmiş değil. İstediğimiz gibi kostüm atölyeleri yok. Aynı zamanda aksiyon sahneleri için dublör bulamıyoruz. Dolayısıyla da bunları yurtdışından getirtmek zorunda kalıyoruz. Bu konuları aşabilmeliyiz ki daha büyük projelere imza atabilelim.

Diriliş Ertuğrul’da kullanılan kıyafetlere bakıldığında, geniş bir araştırma yapıldığı anlaşılıyor. Konuyla ilgili nasıl bir çalışma süreci geçirdiniz?

Kıyafet seçimlerinden önce Kutadgu Bilig, Oğuz Kağan Destanı ve Manas Destanı gibi sözel ve görsel anlamda Türklerin oluşturmuş olduğu tüm eserleri okudum. Dönemle ilgili katalogları taradık, yurtdışından resimler getirttik. Kostüm tasarımcılarımızla birlikte çalışmalar yaptık. Tamam kostümler güzeldi; ama bunun sinemasal da bir değeri olmalıydı. Gerçekten uzaklaşmadan kostümleri dönüştürebilmek önemliydi. Bu arada kullanılan malzemelerin ve aksesuarların tamamını kendimiz yapıyoruz. Sahnelerde orijinal kılıç kullanıyoruz. 60 kişilik bir sanat ekibimiz var, üretim onlar tarafından yapılıyor.

 Oyuncuların seçiminde özellikle de Ertuğrul karakterinin seçiminde nelere dikkat ettiniz?

Oyuncu seçiminde hayalimde canlandırdığım karaktere en uygun olan kişileri tercih ettim. Tabii ki yönetmenimiz Metin Günay’la topyekun bir değerlendirme yaptık. Oyuncuların diğer setlerdeki ahvalleri de bizim seçimlerimizde etkili oldu. Diğer yandan tanınmış yüzler olmasını istedik. Ayrıca ben Engin Altan Düzyatan’ı çok seviyorum; beğendiğim, iyi bir oyuncu. İşini de hakkıyla yerine getiriyor. Aksiyon sahnelerini yapabilecek çok az oyuncu var ve o onlardan biri. Aynı zamanda dönemi anlayabilecek entelektüel birikimi çok yüksek biri. Özetlemek gerekirse Engin Altan Düzyatan, benim Ertuğrul karakteri için hayal ettiğim kişiydi.

Dizinin bu kadar reyting alacağını düşünüyor muydunuz? Dizinin bu denli ilgiyle takip edilmesinin sebeplerinin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Tabiatta bütünlük vardır. Bu vahdeti vücudun temel ilkesidir. Nasıl telefon alırken tüm özelliklerine bakıyoruz, eserde de durum böyledir. Ben, Diriliş Ertuğrul’u topyekun değerlendiriyorum ve ilgiyle takip edilmesini işin kalitesine bağlıyorum.

Diriliş Ertuğrul’un hikayesinin geçtiği dönemle ilgili neler söyleyeceksiniz?

Dünya tarihinde 13. yüzyıl renkli bir zaman dilimi. Sinemasal anlamda da hikayesi bol olan bir dönem. Özellikle de dünyanın en önemli devletlerinden bir tanesi olan Osmanlı Devleti’nin kuruluş tohumlarının atıldığı bir çağ.

13. yüzyılın ilgi çektiğini söyleyebilir miyiz? Bu dönemle ilgili dizilerde artış yaşanabileceğini öngörüyor musunuz?

Bir trend oluştuğu zaman, benzer projelerin gelmesi de zor oluyor. Çünkü ortada başarılı bir iş var ve onun üzerine çıkamadığınız zaman yani çıtayı yükseltemediğiniz zaman projeniz tarumar oluyor. Burada 13. yüzyılın hikayesi tutmuyor. Eserin, estetiği ve kalitesi beğeniliyor.

Başarının anahtarının ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Aslında çok basit başarı için iyi ve çok çalışmak gerekiyor. Ancak böyle bir değer üretebilirsiniz. Çalışınca Allah da lütfediyor. İnsanların çenelerinden çok beyinlerinin çalışması gerekiyor. Allah da sana güç verince, iş daha enerjik bir şekilde yürüyor. Türkiye’nin de buna ihtiyacı var. Toplumlar tarihin en zor dönemlerinde imtihandan geçerler. Bu süreçte de başarılı olabilmemiz için benzer süreçleri tarihimizde nasıl aştıysak o dönemlere bakıp kendimize bir yol haritası belirlemeliyiz. Çünkü tarih yol göstericidir. Tarihten insanların öğüt alması lazım. Tarih tecrübelerin toplamıdır. Sen o tecrübeye bigane mi kalacaksın? Hayır, bizim toplum olarak bir hikayemiz var ve bizim topyekun olarak bundan faydalanmamız lazım. Neden 13. yüzyıldan faydalanmayalım? Bugün bir problem yaşarken o dönemde bu sorunların nasıl aşıldığına bakabiliriz. Bu anlamda Diriliş Ertuğrul, bence çok büyük bir hizmet görüyor. İnşallah farklı projelerde de daha büyük işlere imza atarız diye düşünüyorum. Ayrıca ben şuna inanıyorum. Türkiye’de başarılı işlere imza atma tutkusu olan herkes bir yerlere gelir. Bunun tersini söyleyenlere katılmıyorum. Hayalin olacak, hedefine adım adım yürüyeceksin. Bunu yapamazsan başarılı olamazsın.

Diriliş Ertuğrul, daha çok hangi ülkeler tarafından ilgiyle takip ediliyor?

Şu an Diriliş Ertuğrul’un başka ülkelere satışı söz konusu. Satışlar devam ediyor. Özellikle de Pakistan, Endonezya, Orta Doğu ve Orta Asya’dan yoğun bir talep var. Bu yıl inşallah 500 milyon seyircimiz olacağını tahmin ediyorum.

Türk dizileri özellikle Latin Amerika’da ve Orta Doğu’da ciddi oranda izlenme payına sahip. Bu durum Türk dizilerinin uluslararası başarısı olarak nitelendiriliyor. Bu konuyla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Türk dizilerinin son dönemde büyük bir çığır açtığına inanıyorum. Diziler, ihraç noktasında ülkedeki en başarılı sektörlerden biri haline geldi. Türk dizi sektörü, iyi yönde ilerliyor. Bunu sürdürülebilir kılarsak eğer, başarı o zaman perçinlenecek. Çok güzel bir çığır açılmış olacak. Sistemi ve başarıyı devam ettirip, sürdürülebilir kılmak önemli.

 Türk dizilerinin Türk toplum yapısına uygun olduğunu düşünüyor musunuz?

Türk aile yapısına uygun olmayan diziler var; ama şöyle bir muallak durum söz konusu, bu diziler izleniyor. Bu durum toplumun kültürel bir dezenformasyonu olduğunu gösteriyor. Çünkü kültürü ortaya konulan eserde görürsün. Ben bana uygun olmadığını düşündüğüm diziyi izlemiyorum, kanal değiştiriyorum.

Mehmet Bozdağ Kimdir ?

1 Ocak 1983 Kayseri doğumlu olan Mehmet Bozdağ, Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun olduktan sonra yüksek lisansını yine aynı üniversitede Sosyoloji alanında tamamladı. Bozdağ, tarih çalışmalarına 2004 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Doğumunun Yüzüncü Yılında Necip Fazıl Kısakürek” adlı bir arşiv çalışması ile başladı. 2009 yılında “Kardeş Şehirler” ve “Son Rüya” adlı TRT belgesellerinde senaristlik yaptı. Yine aynı yıl kurucu ortağı olduğu Tekden Film ile yapımcılığa adım attı. 2010 senesinde İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projesi kapsamında İstanbul’a önemli etkiler bırakıp, şehre kimlik kazandırarak medeniyetlerin beşiği olmasına vesile olan, Osmanlı Padişahları ile onlara kılavuz olmuş usta ve âlimlerin medeniyet kurma, ideal ve deneyimlerini gözler önüne seren “Ustalar, Âlimler, Sultanlar” isimli belgesel niteliğindeki filmin yapımcılığını ve senaristliğini yaptı. 2013 senesinde TRT1’de yayınlanan “Gönül Hırsızı” dizisinin yapımcılığına adını yazdırdı. Mehmet Bozdağ, Aralık 2014’ten beri TRT1’de ekranlarında yayınlanan, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda hem fikri hem de manevi anlamda önemli bir dönemi ihtiva eden Kayı Obasının 13. yüzyıldaki yaşadıklarını tarih biliminin ışığı altında yansıtan “Diriliş Ertuğrul” dizisinin proje mimarlığını, senaristliğini ve yapımcılığını yürütmektedir. 2015’de TRT1’de yayınlanan “Yunus Emre” Aşkın Yolculuğu dizisinin senaristliğine ve yapımcılığına da adını yazdırmıştır.”

Çerçeve Dergisi – Kasım-Aralık 2015 Sayısı

05.12.2015

42 kez görüntülendi.
05 Ocak 2016 - 17:18