Avrupa’nın En Büyük Sorunu Irkçılık

15 Aralık 2011

AKPM Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu Sakarya Üniversitesi’nde düzenlenen panele katıldı.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, Sakarya Üniversitesi ( SAÜ)  Avrupa Birliği Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi’nin “AKPM Bakış Açısıyla Komşuluk Politikaları ve Arap Dünyası” konulu paneline katıldı.  Çavuşoğlu, AKPM’nin faaliyetleri, Türkiye’nin dış politikası, “Arap Baharı”, Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz ve toplumsal etkileri konularında değerlendirmelerde bulundu.

SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen konferansa Sakarya Valisi Mustafa Büyük, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, SAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Musa Eken ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

AKPM’nin Başında İlk Defa Bir Türk

Avrupa Konseyi’nin 47 ülkeden 800 milyonu temsilen 636 milletvekilinden oluşan AKPM başkanlığının yıllarca 10 ülkenin dışına çıkmadığını söyleyen Çavuşoğlu, “AKPM’nin ilk defa bir Türk tarafından,  bir Müslüman tarafından yönetilmesi; başkanlık yapılması ve bunun bize yansımasından büyük bir onur ve gurur duyuyorum” dedi.

Avrupa Konseyi konusunda yanlış bir algı olduğunu; Avrupa Birliği’yle sürekli olarak karıştırıldığına dikkat çeken Çavuşoğlu, “Avrupa Konseyi, 1949 yılında savaşlar bittikten sonra, Avrupa’nın önde gelen liderleri; ‘Bir daha böyle savaşlar olmasın, trajediler olmasın’ diye Avrupa Konseyi’ni bir birleştirme projesi olarak başlatmışlar” diye belirtti. Avrupa Konseyi’nin ileri bir vizyonun somut bir neticesi olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, şöyle konuştu: “Avrupa’yı birleştirmek için ortaya bir değerin atılması gerekir ya da değerlerin etrafında birleşilmesi gerekiyor. O nedenle Avrupa Konseyi demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ilkeleri ve değerleri etrafında kurulmuştur. Bugün 47 ülke; Belarus hariç Avrupa’da bütün ülkeler, 27 Avrupa ülkesi ve de Avrupa Birliği’ne üye olmayan Rusya gibi ülkeler dahil, Kafkasya’dan Azerbaycan’a kadar, Balkan ülkeleriyle birlikte hepsi bu kuruluşun üyesi.“

Türkiye, AKPM’nin kurucu ülkelerinden olmasına rağmen, 2004 yılına kadar Avrupa Konseyi’nde ‘ikinci sınıf ülke’ durumunda olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Bu durumun, Türkiye’de yaşanan inişli çıkışlı süreçler, demokrasinin kesintiye uğraması ve Avrupa ülkelerinin çifte standartlı uygulamalarından kaynaklandığını söyledi.

AKPM’nin En Büyük Başarısı

Avrupa Konseyi’nin en önemli başarısının İnsan Hakları Konvansiyonu olduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu,  “Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu ve bunun neticesinde de hepimizin bildiği; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’dir. Yani,  47 ülkenin yargıçlarından oluşan mahkemedir. Başkanlığını yaptığım meclis ise, Avrupa konseyinin siyasi platformudur ve de Avrupa konseyi ülkelerine ve de bakanlar komitesine kararlar ve tavsiye kararlar alır ve konseye üye olan ülkeler karar ve tavsiye kararlara uymayı taahhüt etmiştir” dedi.

Avrupa Birliği’nin de Avrupa Konseyi gibi bazı Batı Avrupa ülkeleri tarafından kendi aralarında ekonomik entegrasyonu sağlamak için kurulduğunu söyleyen Çavuşoğlu, AB ile aynı değerleri paylaşmalarına rağmen farklı olduklarını söylerken “Avrupa Birliği’nin farkı; onlar biraz daha ekonomik modeller ile ilgileniyor. Son zamanlarda ise siyasi konulara ağırlık vermiş durumdalar” dedi.

Parlamenter Diplomasiyi Sonuna Kadar İşlettik

AKPM Başkanlığı’nı Türkiye’nin üstlenmesiyle birlikte yeni bir vizyon ve politikayla yola çıktıklarını belirten Çavuşoğlu, şunları aktardı: “Öncelikle parlamenter diplomasiyi sonuna kadar işletmek istedik. AKPM’de amacımız; üye ülkelerin, kendi içlerindeki sorunlara yardımcı olmak, Avrupa Konseyi ile arasında sorunları olan ülkelerin sorunlarına çözüm bulmak ve güven artıcı adımlar atmak. Bir de üye ülkeler arasındaki sorunlara çözüm bulmak.” Çavuşoğlu, bu kapsamda, Arnavutluk’tan Rusya’ya Moldovya’dan Azerbaycan’a kadar birçok ülkede çalışmalar yürüttüklerini ve değişik ülke sorunlarını demokrasi içinde ve diplomatik yöntemlerle çözüme kavuşturduklarını anlattı.

Kıbrıs’a Eşit Muamele Ettik

Daha önceki AKPM başkanlarından farklı olarak Kıbrıs konusunda Türk ve Rum taraflarına eşit mesafede durduklarına vurgu yapan Çavuşoğlu, “Avrupa kurumları içindeki örgütlerde iki tane KKTC milletvekili barındıran tek örgüt AKPM’dir. İki tane KKTC milletvekili arkadaşımızla orada omuz omuza birlikte çalışıyoruz. Bu, bizim etkin çalışmalarımızın bir sonucudur” dedi. Kıbrıs sorununu çözmek için Ada’ya sık sık ziyaretler yaptıklarını dile getiren Çavuşoğlu “Güney’e nasıl bir muamele yapıldıysa, Kuzey’e de aynı muameleyi gösterdik.  Yani, iki toplumun eşit olduğunu altını çizerek vurguladık.” diye konuştu.

Seçilmiş İnsanların Yerini Teknokratlar Almamalı

Bugün Avrupa’nın dünyadaki ekonomik ve finansal krizden en çok etkilenen bölge olduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu, “ Her şeye rağmen Avrupa, hala dünyadaki en kalkınmış ve en gelişmiş, gerek demokraside ve gerek ekonomide, kıtadır” şeklinde konuştu.

Ekonomik krizin Avrupa’yı çok derinden vurmaya başladığına değinen Çavuşoğlu, şöyle konuştu: “Avrupa Konseyi olarak biz, OECD, IMF veya Avrupa Birliği gibi ekonomik bir kuruluş değiliz. Ancak ekonomik krizin sonuçlarını ve bunun getireceği negatif etkileri de düşünmek zorundayız. “

Ekonomik krizin özellikle demokratik kurumlara olan olumsuz etkisine dikkat çekmek isteyen Çavuşoğlu, “Biz bunları yaklaşık iki yıl önce ön görmüştük.  Maalesef bunların gerçekleştiğini görmekten üzüntü duyuyoruz.  Özellikle seçilmiş insanların yerini teknokratların alması, demokrasi açısından sakıncalıdır. Elbette bürokratlar ve teknokratlara da bir ülkede yer vardır ama halkın egemenlikleriyle, oylarıyla seçtiği hükümetlerin ekonomik krizle yerlerini teknokratlara bırakması elbette tercih edilen bir durum değildir” diye konuştu.

Ekonomik Kriz, İnsan Haklarını Olumsuz Etkiliyor

Ekonomik krizin insanlara yani sokağa da olumsuz yansıdığını dile getiren Çavuşoğlu, şunları anlattı: “Aynı şekilde bu ekonomik krizin sokaktaki insanın haklarını olumsuz etkilediğini görüyoruz. En temel insan haklarını negatif yönde etkilediğini görüyoruz. Sosyal haklarını, eğitim ve de sağlık hizmetlerini maalesef olumsuz etkilediğini görüyoruz. Dolayısıyla bunların düzeltilmesi ve bu konuda ışık tutucu kararların alınması ve yol gösterici çalışmaların yapılması bizlerin göreviydi ve bunları bugüne kadar yapmaya çalıştık.”

Avrupa’da Irkçılık Yükseliyor

Avrupa’da yükselen ırkçılık hareketlerine dikkat çeken Çavuşoğlu, bu konuda şunları dedi: “Bana göre bugün Avrupa’nın en ciddi sorunu; maalesef Avrupa’da artan ırkçılıktır, hoşgörüsüzlüktür, yabancı düşmanlığıdır ve de İslamofobidir.  Bu gerçekten korkutucu düzeydedir. Dolaysıyla bununla mücadele etmemiz gerekir. Ve bugün Avrupa’da bunun somut sonuçlarını görüyoruz. Maalesef bugün, Avrupa’daki ırkçı partilerin gerek ulusal ve gerekse Avrupa Parlamentosu’nda sandalye sayısını giderek arttırdığını görüyoruz.”

Daha da endişe verici durumun ise, Avrupa’daki merkez sağ partilerin bile ırkçı söylem ve davranışlar içerisine girmesi olduğunu söyleyen Çavuşoğlu,   “Bugün, Sarkozy’nin içinde bulunduğu durum budur. Bugün, Merkel’in içerdeki kaygılardan dolayı Türkiye karşıtı ve Almanya’daki ‘çok kültürlüğün çöktüğünü’ söylemesinin sebebi de budur” dedi. Bu durumun endişe verici olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, bu ırkçı söylem ve eylemlerin terörizmi beslediğini ve Avrupa’da artık bu ırkçılığın terörizme kadar vardığını söyledi. Bu konuda Norveç’te yaşanan katliam, Almanya ve İtalya gibi ülkelerdeki ırkçı saldırılar ve Fransa’daki Romanlara gösterilen hoşgörüsüzlüğü örnek gösteren Çavuşoğlu, Avrupa’da ırkçılığın nasıl bir boyutta olduğunu aktardı.

AKPM Irkçılığa Karşı Mücadele Etti

Avrupa Konseyi olarak gelişen bu olaylara karşı göz yummadıklarını ve daima tepkilerini ortaya koyduklarını dile getiren Çavuşoğlu, bu konuda AKPM’de alınan kararları sıraladı: “Tepki koymak yetmez, kararlar da aldık. Gerek Romanların sınır dışı edilmesi,  gerek aynı şekilde İslamafobiye karşı aldığımız kararlar, yine İsviçre’de minare yasağına ve ırkçılığa karşı aldığımız kararlar.”

Irkçılıkla en iyi mücadele yöntemin kültürlerarası diyalog ve hoşgörüden geçtiğini belirten Çavuşoğlu, bu nedenle geçmiş yıllarda Vatikan dahil, birçok ülkenin dini ve politik liderleriyle görüşmeler yaptıklarını; Think-tank (Düşünce) kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin bu konudaki çalışmalarını teşvik ettiklerini anlattı. İlk defa beş dinin temsilcisini Strasburg’da, mecliste bir araya getirdiklerini vurgulayan Çavuşoğlu, bu sayede onlarla ortak bir oturum yaparak, “Birlikte nasıl yaşayabiliriz?” diye tartıştıklarını dile getirdi.

Avrupa Konseyi’nin daha önce Berlin duvarı yıkıldığında Doğu Avrupa ülkelerine nasıl yardım gönderdiyse bu dönemde de kendilerinin Kuzey Afrika, Orta Asya ve Ortadoğu ülkelerinde demokrasinin gelişmesine katkı sağladıklarını vurgulayan Çavuşoğlu,  daha ‘Arap Baharı’ başlamadan bu ülkelerdeki demokratik değişimi barışçı yoldan sağlamak ve o ülkeleri Avrupa konseyi ve Avrupa değerlerine yaklaştırmak için bazı konularda işbirliğine gittiklerini söyledi.

Demokrasi İçin Ortaklık Statüsü

Bugün birçok sorunun ortak olduğunu ve hem Avrupa ülkelerini ve hem de diğer komşu ülkeleri etkilediğine dikkat çeken Çavuşoğlu, “Bu amaçla yeni bir üyelik vizyonu ortaya koyduk. ‘Demokrasi için ortaklık statüsü’ adını verdik. Şubat ayında Fas’la başlayan bu üyelik sürecinde Filistin’de artık AKPM içinde yerini aldı” dedi.

Arap Bahar’ına değinen Çavuşoğlu, bu ülkelerden Tunus ve Fas’ta demokratik seçimlerin yapıldığını, demokratik kurumların oluşturulduğunu söylerken, ancak Suriye’de durumun endişe verici olduğuna vurgu yaptı. Daha önce Libya liderini uyardıkları gibi, Suriye lideri Beşşar Esad’ı da uyardıklarını anlatan Çavuşoğlu, fakat Esad’ın da Kaddafi’nin düştüğü hataya düşerek, halkına kulak vermek yerine mevcut iktidarın sürdürmek için kendi insanlarını acımasızca öldürdüğünü vurguladı.

Keşke Kaddafi ve Esad Bizi Dinleseydi…

“Keşke Kaddafi ve şuan Suriye’nin başında olan Esad, Başbakanımızı ve Dışişleri Bakanımızı dinleseydi.“ diyen Çavuşoğlu,  Kaddafi’nin öldürülüşünü hiç tasvip etmediklerini dile getirirken,  ancak daha önce birçok uyarılar yapmalarına rağmen kendilerini dinlemediklerini söyledi.  Çavuşoğlu, şöyle konuştu: “Bizim bu liderlere tavsiyelerimiz oldu. Başbakanımız bizzat Kaddafi’yi aradı. Kendisi dinlemedi, bu sefer oğullarını aradı. Aynı şekilde onlara da anlattı; yani ülkeyi terk etmelerini ve bu işin geri dönüşünün olmadığını söyledik ama dinlemediler. Aynı şekilde Beşşar Esad, tavsiyelerimizi dinleseydi ve reformları yapsaydı bugünkü sonuçlar olmazdı. “

Halkın taleplerine kimsenin kulak tıkamaması gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, şunları söyledi: “Bir akım başlıyor. Bir Arap Baharı başlıyor.  Ve halkın bu isteklerinin önünde hiçbir iktidar duramaz.  Demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gibi Avrupa ve tüm dünyada yaymaya çalıştığımız değerler, aslında sadece Avrupa’yla sınırlı değildir. Her insanın istediği, sığındığı ve koruması altına girmek istediği çatı değerlerdir. Ve buradan alınması gereken ders şudur:  Bu değerlere inan insanlar, en zayıf insanlar bile olsa, bu değerler etrafında birleştikleri zaman; en güçlü, en zalim iktidarları bile yıkabilir. Arap baharından çıkarılması gereken ders budur. “

Türk Olmanın Büyük Ayrıcalığını Yaşadım

Eskiden ikinci sınıf insan muamelesi yapılan Türklere bugün gıptayla bakıldığı belirten Çavuşoğlu “2 yıldır Türk olmanın büyük bir ayrıcalığını yaşadım” diye konuştu. Çavuşoğlu, “Hiçbir zaman Türk olmanın ezikliğini yaşamadım.  Bugün artık bir Türk olmak Avrupa’da veya başka yerde bir eziklik vesilesi değildir.  Bugün yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarına sorduğunda Türk pasaportunu gururla taşıdığını, Türk parasıyla gurur duyduğunu herkesten işitebilirsiniz” dedi.

Panelin sonunda Sakarya Valisi Mustafa Büyük tarafından Çavuşoğlu’na plaket ve çiçek takdim edildi.

15/11/2011 – AB


Tüm fotoğraflar için:

http://www.facebook.com/media/set/?set=a.295976467114040.76844.197059567005731&type=1

2 kez görüntülendi.
15 Aralık 2011 - 7:42