Arş. Gör. Ender Büyüközkara – Felsefe Bölümü

27 Şubat 2013

Şalom Yisrail, Şalom Yeruşalayim

Yaşanılan tarihin içinden seçilip sunulanlar yazılı tarihi oluştururlar. Şüphesiz her seçim göreli bir bakış açısının ürünü olmak durumundadır. Dahası, bilinçli/bilinçsiz bir biçimde tahrifata uğratmak suretiyle hadiselerin kayda alınması hatta yaşanılan tarihte cereyan etmemiş şeylerin dahi gerçeklik kisvesi altında sunulması imkân dâhilindedir. Bununla birlikte bugünü anlayabilme ve anlamlandırabilmenin vazgeçilemez başvuru kaynaklarından biridir tarih ilmi. İlmî vicdana sahip tarihçilerin kaleme aldıkları “görece objektif” verilerin bizlere çok şey öğretecekleri kesindir.

* * *

Genelinde İsrail-Arap, özelinde İsrail-Filistin çatışması yıllardır birçok toplumun doğrudan veya dolaylı yoldan vaktini ve enerjisini tüketmekte. Bu “nisbî-kardeş-kavgası”nın analizi ve çözümü yolunda tonlarca kâğıt ve mürekkep –ve yüz binlerce giga byte’lık sanal alan– sarf edilmiş, milyonlarca saatlik kelam dile getirilmiştir. Peşinen belirtmekte fayda var: Bu yazı ne kapsamlı bir analizde bulunma ne de belirli bir eylem planına sahip bir çözüm önerisi ortaya koyma iddiası taşır; felsefeyle iştigal eden bir şahsın objektifine kimi tarihsel veriler ışığında yansıyan bir fotoğrafın paylaşılmasından başka bir gayesi yoktur.

Yukarıda zikredildi: Yaşanılan tarihten yapılan seçimler taraflı bir yönelişi şart kılar. Binaenaleyh, aşağıda yer verilecek tarihsel veriler de belli bir perspektife göre belirlenmiştir. Öte yandan bu veriler elbette yaşanılan tarihe nispetle kat be-kat eksik ve kaynakların şahitliğiyle mukayyet ve muhaddettirler. Bu durumun mezkûr gaye açısından makul ve mazur görüleceği ümidindeyim.

* * *

Medinat Yisrail’in (İsrail Devleti) kilometre taşları:

●1948 – Britanya Mandası’nın sonu: İsrail Devleti’nin resmen ilanı.

●1948 – İsrail beş Arap devletince (Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak) saldırıya uğruyor.

●1948 – İsrail Savunma Kuvvetleri’nin kuruluşu.

●1948-49 – Bağımsızlık Savaşı.

●1949 – İsrail ile Mısır, Ürdün, Suriye ve Lübnan arasında mütarekeler.

●1949 – Kudüs biri İsrail, diğeri Ürdün hâkimiyeti altında bulunan iki kısma ayrılıyor.

●1949 – İsrail’in 59. üye olarak Birleşmiş Milletler Örgütü’ne kabulü.

●1950 – İsrail Batı Kudüs’ü başkent ilan ediyor.

●1948-52 – Avrupa’dan ve Arap Devletleri’nden toplu göç.

●1956 – Sina Harekâtı.

●1967 – Altı Gün Savaşı: Mısır’dan Gazze ve Sina Yarımadası, Ürdün’den Doğu Kudüs ve Batı Şeria, Suriye’den de Golan Tepeleri alınıyor.

●1968 – Kerameh Savaşı.

●1968-70 – Mısır’ın İsrail’e karşı Yıpratma Savaşı.

●1973 – Yom Kippur Savaşı.

●1975 – İsrail Avrupa Ortak Pazarı’nda kısmî üyelik hakkı elde ediyor.

●1977 – Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın Kudüs’ü ziyareti.

●1978 – Camp David Sözleşmesi.

●1979 – İsrail-Mısır Barış Antlaşması.

●1979 – Başbakan Menahem Begin ve Enver Sedat’a Nobel Barış Ödülü.

●1980 – İsrail Parlamentosu Kudüs’ün bütün ve bölünmez olarak İsrail’in başkenti olduğu yönünde bir kanun çıkarıyor.

●1981 – İsrail Hava Kuvvetleri Irak’taki nükleer reaktörü faaliyete geçmeden önce imha ediyor.

●1982 – İsrail Sina Yarımadası’ndan üç aşamalı olarak geri çekilme işlemini tamamlıyor.

●1982 – Celile Barış Operasyonu: Filistin Kurtuluş Örgütü Lübnan’dan çıkarılıyor.

●1984 – Musa Operasyonu: Etiyopya’dan Yahudilerin göçü.

●1985 – İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Serbest Ticaret Anlaşması.

●1987 – Birinci İntifada.

●1989 – İsrail’in dört maddelik barış girişimi teklifi.

●1989 – Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden Yahudilerin toplu göçü başlıyor.

●1991 – Körfez Savaşı döneminde, İsrail Irak’ın Scud füzeleri tarafından saldırıya uğruyor.

●1991 – Madrid’de Ortadoğu Barış Konferansı.

●1991 – Süleyman Operasyonu: Etiyopya’dan Yahudilerin hava yoluyla nakli.

●1992 – İsrail ile Çin ve Hindistan arasında diplomatik ilişkiler.

●1993 – İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında Oslo Anlaşması.

●1994 – Filistin halk idaresi Gazze Şeridi ve Eriha Bölgesi’nde hayata geçiriliyor.

●1994 – İsrail ile Kutsal Makam (Papalık Makamı) arasında tam diplomatik ilişkiler.

●1994 – Fas ve Tunus ilgi ofisleri kuruluyor.

●1994 – İsrail-Ürdün Barış Antlaşması.

●1994 – İzak Rabin, Şimon Peres ve Yaser Arafat’a Nobel Barış Ödülü.

●1995 – Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde genişletilmiş Filistin halk idaresi: Filistin Konseyi seçiliyor.

●1995 – Başbakan İzak Rabin’in suikast sonucu hayatını kaybetmesi.

●1996 – Gazap Üzümleri Operasyonu: Hizbullah’ın Kuzey İsrail’e saldırılarına karşı misilleme.

●1996 – Umman ve Katar’da ticaret temsilcilikleri kuruluyor, Tel Aviv’de Umman Ticaret Temsilciliği açılıyor.

●1997 – İsrail ile Filistin Ulusal Yönetimi arasında Hebron (el-Halil) Protokolü.

●1998 – İsrail’in 50. yıldönümü.

●1998 – İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında Wye Nehri Memorandumu.

●1999 – İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında Şarm Eş-Şeyh Memorandumu.

●2000 – Papa II. Ioannes Paulus’un (II. Jan Pol) ziyareti.

●2000 – İsrail Güney Lübnan’daki Güvenlik Bölgesi’nden geri çekiliyor.

●2000 – İsrail’in Birleşmiş Milletler Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu’na kabulü.

●2000 – Camp David Zirvesi.

●2000 – İkinci İntifada.

●2001 – Şarm Eş-Şeyh Araştırma Komitesi Raporu (Mitchell Raporu) yayınlanıyor.

●2001 – Filistin-İsrail Güvenlik Uygulaması Çalışma Planı (Tenet Ateşkes Planı) teklif ediliyor.

●2001 – Turizm Bakanı Rehavam Zeevi’nin suikast sonucu hayatını kaybetmesi.

●2002 – Güvenlik duvarının inşasına başlanıyor.

●2002 – Koruyucu Kalkan Operasyonu: Filistin tarafından saldırılara karşı misilleme.

●2002 – Birleşik Devletler Kongresi Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyor.

●2003 – İsrail-Filistin Çatışmasının İki Devletli Kalıcı Bir Çözümü İçin Performansa Dayalı Yol Haritası’nın İsrail tarafından kabulü.

●2005 – İsrail Gazze Şeridi’ndeki varlığına son veren Çekilme Planı’nı uyguluyor.

●2006 – Bir İsrail askerinin kaçırılması üzerine Gazze’ye askerî operasyonlar.

●2006 – Lübnan’daki İkinci Savaş sırasında toplu saldırıların yapılması ve iki İsrail askerinin kaçırılması üzerine Güney Lübnan’daki Hamas’a karşı askerî operasyonlar.

●2007 – Hamas’ın Gazze Şeridi’ni ele geçirmesi üzerine Gazze’nin “düşman toprak” ilan edilmesi.

●2008 – Gazze Operasyonu: Gazze Şeridi’nden yapılan yaylım roket ve havan topu saldırılarına karşı misilleme.

●2009 – Tel Aviv’in 100. yıldönümü.

●2010 – İsrail’in Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne katılması.

●2010 – Gazze’ye insanî yardım taşıyan gemi filosu askerî operasyonla durduruluyor. “Mavi Marmara” adlı gemide dokuz Türk hayatını kaybediyor.

●2011 – İsrail’in “Kipat Barzel (Demir Kubbe)” adı verilen hava savunma sistemi hizmete giriyor.

●2012 – Gazze’ye insanî yardım taşıyan Finlandiya bandıralı “Estelle” adlı gemi askerî operasyonla durduruluyor.

●2012 – Gazze’ye sekiz gün süren askerî operasyon.

●2012 – İsrail “Kelah David (Davud Sapanı)” adlı savunma sistemini test ediyor.

●2012 – Filistin Birleşmiş Milletler’de “üye olmayan gözlemci devlet statüsü” kazanıyor.

●2012 – Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcilere üç bin ek konut inşaatına izin veriliyor.

●2013 – İsrail Golan Tepeleri’ne tel örgü çekme çalışmalarına başlıyor.

14 Mayıs 2013 günü 65. yıldönümünü kutlayacak olan İsrail Devleti’nin hatıra defterinden seçilen bu başlıklar çerçevesinde şöyle bir tespitte bulunulabilir: Uluslararası arenadaki tüm resmî ve gayri resmî muhaliflerine karşın, siyasî, askerî ve iktisadî emellerini gerçekleştirme yönünde büyük ölçüde başarılı olmuş bir devlettir İsrail. Kaldı ki dâhilî anlaşmazlıklardan münezzeh de değildir; Aşkenazlar-Sefaradlar, laikler-dinciler, sağcılar-solcular ve benzeri gruplar arasında çekişmeler mevcuttur. Ancak, tüm bunlara rağmen İsrail Devleti, binlerce yıllık sürgünün ardından bir vatana kavuşmuş olmanın yarattığı millî bir hassasiyetle kaskatı bir duruş sergilemektedir.

Peki, çatışmanın diğer tarafında nasıl bir duruş söz konusu?

Karşı taraf(lar)ın ahvali:

Muhtasaran ifade edildikte: Ulusal ve uluslararası düzeyde mezhebî ve/veya kavmî çatışmalar, savaşlar; İslâm Dünyası’nın lideri olmak adına verilen mücadeleler, devrimci cepheler, muhafazakâr oluşumlar; iktidarları yıkmak için suikast girişimleri, cinayetler, ayaklanmalar, darbeler, devrimler; iktidarı korumak için baskılar, operasyonlar, katliamlar; terör grupları, canlı bombalar, mabetlere fırlatılan roketler; yabancı devletlerle yürütülen işbirlikleri, istihbarat peşinde koşan ajanlar, kurulmalarına izin verilen üsler, satılan petroller; yabancı devletler eliyle gerçekleştirilen kültür erozyonları, kargaşalar, siyasî ve/veya askerî operasyonlar…

Bu listenin uzatılması ve –konunun uzmanlarınca– zikredilen hususlara dair ciltler dolusu izahatta bulunulması mümkün. Hiç şüphesiz, bir damla bile nurun aydınlatmadığı, kapkaranlık bir zulmet tablosu karşısında değiliz; fakat maalesef genel aura, şu meşhur ifadeyle tasvir edilen manzaraya daha yakın gibi görünüyor: “Küllü yevmin Âşûrâ, küllü ardin Kerbelâ (Her gün Aşura, her yer Kerbela)!”

* * *

İsrail Dışişleri eski Bakanı ve Yisrail Beytenu (İsrail Evimiz) partisinin lideri Avigdor Lieberman, 9 Şubat Cumartesi günü katıldığı bir televizyon programında, Arap Dünyası’nın içinde bulunduğu karışıklık ortamı nedeniyle kalıcı bir İsrail-Filistin barış antlaşmasının imkânsız olduğunu, İsrail’in uzun süreli geçici bir anlaşma imzalamayı amaçlaması gerektiğini ve mevcut çatışmanın çözülemeyeceği, sadece idare edilebileceğini beyan etmiş. Lieberman’ın siyasî tavrı malum. Su-i zanda bulunmak istemesem de aslında kalbinden geçeni seslendirmiş olması ihtimali aklıma gelmiyor değil. Ancak, burada asıl önemli nokta, yukarıdaki tarihsel veriler göz önünde bulundurulduğunda Lieberman’ın değerlendirmesinin hayli gerçekçi ve yerinde bir tespit gibi görünmesidir. Zira İsrail Devleti’nin tüm dâhilî anlaşmazlıklarına rağmen sergilediği kaskatı duruş ve karşı tarafın (Filistin’i tazammun eden Arap Dünyası ve hatta her ikisini tazammun eden İslâm Dünyası) ittihat yerine infiraka karşı amansız meyli, maalesef kalıcı bir barıştan söz etmeyi imkânsız kılmaktadır.

Kim bilir, belki günün birinde “Edînu bi-dîni’l-Hubb (Sevgi dininin yolundan gidiyorum)” şiarıyla yaratıcı bir hamlede bulanacak bir nesil, nisbî-kardeş-kavgasını ortadan kaldıracak nitelikte bir aura oluşturacak ve Lieberman gibi düşünenler bile cân ü gönülden “Şalom (Barış)” diyeceklerdir.

Arş. Gör. Ender Büyüközkara

Sakarya Üniversitesi Felsefe Bölümü

 

7 kez görüntülendi.
27 Şubat 2013 - 12:28