Akdeniz Tipi Beslenme Alerji Riskini Azaltıyor

15 Eylül 2015

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Özdemir halk arasında saman nezlesi olarak bilinen mevsimsel alerjik rinit hakkında önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Özdemir, Akdeniz tipi beslenmenin alerji riskini azalttığına dikkat çekti.

Alerjik hastalıkların mevsimsel olabildiği gibi süreğen de olabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Öner Özdemir, “tıbbi açıdan perennial alerjik rinit olarak adlandırılan süreğen alerjik hastalıklar, mevsimsel rinitten farklı olarak hastada tüm yıl boyunca kendini gösterir”, şeklinde konuştu. Mevsimsel ve perennial olarak ikiye ayrılan bu hastalığın şiddetinin yoğunluğuna göre hafif, orta veya şiddetli olarak sınıflandırıldığını söyleyen Özdemir; hastaların şikâyetleri arasında burun akıntısı, kaşıntısı ve tıkanıklığı, durdurulamayan hapşırık, bunların dışında konjonktivit adı verilen göz ile ilgili semptomların da bulunduğunu ifade etti.

Kan ve cilt testleri ile teşhis

Alerjilerin yapılan birtakım testlerle teşhis edildiğinden söz eden Özdemir: “Bunlar kan testleri olan spesifik IgE’ler ve prick test dediğimiz cilt testleri. Kişinin yaşını, yaşadığı çevreyi ve ortamı göz önünde bulundurarak alerjenlere bakıyoruz.” diye sözlerine ekledi.

Beş yaşın altındakiler ve üstündekiler için farklı alerjen testlerine bakıldığını söyleyen Prof. Dr. Öner Özdemir: “Beş yaşın altındaki çocuklar çoğunlukla ev ortamına kapalı kaldığı, yeni yeni yürümeye ve dışarıda oynamaya başladığı için, bu çocukların dışarıdaki polenlere olan alerjisi çok fazla gelişmemiştir. Bu nedenle beş yaşın altındaki çocuklara kan ya da cilt testi yaparken özellikle ev ortamındaki alerjenler olan ev tozu ve eğer besliyorlarsa tüylü hayvanlara karşı test edilir. Ayrıca yaşanılan ortamda fare, hamamböceği gibi canlılar bulunabiliyorsa bunlara karşı da testler yapmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Tek yol bağışıklık kazandırmak

6 aylık bir bebeğin alerji olup olmadığının anlaşılmasının zor olduğuna değinen Prof. Dr. Öner Özdemir kişinin bir şeye alerjik reaksiyon gösterebilmesi için öncelikle o şeye alerji geliştirmesi, yani zamana ihtiyaç duyulduğundan, bu nedenle de bir yaşından önce alerji geliştirilmesinin zor olduğundan bahsetti.

Alerjik rinitin tedavisinde alerjiye neden olan alerjenlerden kaçınmanın yanı sıra alerji ilaçlarının kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Öner Özdemir: “Alerji tipi de değiştiriyor. 1-2 yaşında kedi köpek alerjisi olan kişi, kedi ve köpeğin ortamdan uzaklaştırılmasıyla kedi köpek alerjisinden kurtulabilirken bünyesinde zamanla polen alerjisi gelişebiliyor. Alerjiyi köklü bir biçimde yok etmek neredeyse imkansız. Tek yolu halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi. Bu da bir çeşit aşılama. Bu yöntemle kişinin alerjisi olan şey, az miktarda vücuduna enjekte edilerek kişiye bağışıklık kazandırılır. Bununla alerji kökten kazınabiliyor. Ancak bu da her zaman yüzde yüz sonuç veremeyebilir” diye konuştu.

Sezaryen ile doğan çocukların alerjiye yakalanma olasılığı yüksek

Batı tipi yaşam tarzı olan ve ekonomik olarak zengin aile çocuklarının aşırı hijyenden dolayı alerjik hastalıklara yakalandığını vurgulayan Prof. Dr. Özdemir, bunun nedeninin çocukların mikroplara maruz kalmaması sebebiyle bağışıklık kazanamaması olduğunu söyledi. Çocukların alerjiye yatkın doğduğunu ve anne karnından çıkar çıkmaz mikroplar ile tanışmaya başladıklarını belirten Özdemir sözlerine şöyle devam etti: “Sezaryen ile doğan çocuklarda alerjilere yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu kitaplarda yazar. Çocukların doğduklarında mikroplarla tanışması gerekir. Bu yüzden sezaryen ile doğum, çocukların alerjik olmasına eğilimi artıyor olabiliyor.”

Beslenme alışkanlıklarına dikkat

Beslenme alışkanlıklarının da alerji gelişimini etkilediğine dikkat çeken Özdemir, zeytinyağının doğru kullanıldığı, meyve ve sebzenin bol olduğu Akdeniz tipi beslenme alışkanlığında alerjik hastalık gelişme riskinin; katı yağın fazla kullanıldığı, hamburger gibi hazır gıdaların tüketildiği Batı tipi beslenme alışkanlığından daha az olduğunu vurguladı. Özdemir ayrıca hava kirliliğinin, özellikle de trafiğin neden olduğu hava kirliliğinin alerjiye sebep olduğunu söyledi. Sigaranın da alerjiyi ve astımı tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Öner Özdemir, ailelerin bu konuda hassas davranmaları gerektiğine dikkat çekti.

Alerjilere genetik faktörlerin de sebep olduğunu ifade eden Özdemir: “Alerji geliştirme ihtimali olan çocukların genetik yatkınlıklarına bakıyoruz. Anne ve babanın her ikisinde herhangi bir alerjik hastalık varsa o çocukta alerji gelişme ihtimali % 70-75’i buluyor. Sadece kardeşte ya da ebeveynden birinde varsa ihtimal % 25-30’da kalabiliyor” şeklinde konuştu.

15/09/2015 – HK

30 kez görüntülendi.
15 Eylül 2015 - 11:02